İngilizcede En Çok Kullanılan 150 Kelime
Günlük İngilizcede duyduğun ve okuduğun cümlelerin büyük kısmı birkaç yüz kelimeyle kurulur. Aşağıda en sık kullanılan 150 İngilizce kelimeyi Türkçe anlamları ve örnek cümleleriyle bulabilirsin. İlk 100 kelime en temel olanlar; oradan başla.
Nasıl çalışmalı? Listeyi bir kerede ezberlemeye çalışma. Her gün 5 kelime seç, örnek cümleyle birlikte sesli oku ve ertesi gün tekrar et. Bu tempoyla 30 günde 150 kelimenin tamamını öğrenirsin.
En çok kullanılan 100 İngilizce kelime
| # | İngilizce | Türkçe anlamı | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 1 | time | zaman, vakit | I don't have much time.Fazla vaktim yok. |
| 2 | people | insanlar | Many people live here.Burada birçok insan yaşıyor. |
| 3 | good | iyi | Good morning!Günaydın! |
| 4 | know | bilmek | I don't know.Bilmiyorum. |
| 5 | want | istemek | I want some water.Biraz su istiyorum. |
| 6 | go | gitmek | Let's go home.Hadi eve gidelim. |
| 7 | think | düşünmek | I think you're right.Bence haklısın. |
| 8 | day | gün | Have a nice day!İyi günler! |
| 9 | see | görmek | See you later!Sonra görüşürüz! |
| 10 | come | gelmek | Come here, please.Buraya gel lütfen. |
| 11 | make | yapmak, yaratmak | Let's make dinner.Hadi akşam yemeği yapalım. |
| 12 | get | almak, elde etmek | Can I get a coffee?Bir kahve alabilir miyim? |
| 13 | say | söylemek | What did you say?Ne dedin? |
| 14 | take | almak, götürmek | Take your umbrella.Şemsiyeni al. |
| 15 | look | bakmak | Look at this!Şuna bak! |
| 16 | need | ihtiyaç duymak | I need help.Yardıma ihtiyacım var. |
| 17 | help | yardım etmek | Can you help me?Bana yardım edebilir misin? |
| 18 | give | vermek | Give me a minute.Bana bir dakika ver. |
| 19 | tell | anlatmak, söylemek | Tell me the truth.Bana doğruyu söyle. |
| 20 | ask | sormak | Can I ask a question?Bir soru sorabilir miyim? |
| 21 | thing | şey | That's a good thing.Bu iyi bir şey. |
| 22 | way | yol, yöntem | This is the best way to learn.Öğrenmenin en iyi yolu bu. |
| 23 | work | iş, çalışmak | I go to work by bus.İşe otobüsle gidiyorum. |
| 24 | life | hayat | Life is short.Hayat kısa. |
| 25 | friend | arkadaş | He is my best friend.O benim en iyi arkadaşım. |
| 26 | feel | hissetmek | I feel tired today.Bugün yorgun hissediyorum. |
| 27 | try | denemek | Try again.Tekrar dene. |
| 28 | call | aramak | I'll call you tonight.Bu akşam seni ararım. |
| 29 | talk | konuşmak | Can we talk?Konuşabilir miyiz? |
| 30 | understand | anlamak | I don't understand.Anlamıyorum. |
| 31 | new | yeni | I bought a new phone.Yeni bir telefon aldım. |
| 32 | first | ilk | Is this your first time here?Buraya ilk gelişin mi? |
| 33 | last | son | This is the last one.Bu sonuncusu. |
| 34 | year | yıl | I moved here last year.Geçen yıl buraya taşındım. |
| 35 | week | hafta | See you next week.Haftaya görüşürüz. |
| 36 | use | kullanmak | Can I use your phone?Telefonunu kullanabilir miyim? |
| 37 | find | bulmak | I can't find my keys.Anahtarlarımı bulamıyorum. |
| 38 | leave | ayrılmak, bırakmak | I have to leave now.Şimdi çıkmam lazım. |
| 39 | start | başlamak | The movie starts at eight.Film sekizde başlıyor. |
| 40 | wait | beklemek | Wait for me!Beni bekle! |
| 41 | home | ev | I'm at home.Evdeyim. |
| 42 | family | aile | I love my family.Ailemi seviyorum. |
| 43 | money | para | I don't have any money.Hiç param yok. |
| 44 | water | su | Can I have some water?Biraz su alabilir miyim? |
| 45 | food | yemek | The food is delicious.Yemek çok lezzetli. |
| 46 | like | sevmek, hoşlanmak | I like this song.Bu şarkıyı seviyorum. |
| 47 | live | yaşamak | Where do you live?Nerede yaşıyorsun? |
| 48 | show | göstermek | Show me your photos.Bana fotoğraflarını göster. |
| 49 | hear | duymak | I can't hear you.Seni duyamıyorum. |
| 50 | happen | olmak, meydana gelmek | What happened?Ne oldu? |
| 51 | believe | inanmak | I can't believe it!İnanamıyorum! |
| 52 | bring | getirmek | Bring your friends.Arkadaşlarını getir. |
| 53 | remember | hatırlamak | Do you remember me?Beni hatırlıyor musun? |
| 54 | learn | öğrenmek | I'm learning English.İngilizce öğreniyorum. |
| 55 | meet | tanışmak, buluşmak | Nice to meet you.Tanıştığıma memnun oldum. |
| 56 | pay | ödemek | Can I pay by card?Kartla ödeyebilir miyim? |
| 57 | buy | satın almak | I want to buy a ticket.Bir bilet almak istiyorum. |
| 58 | eat | yemek yemek | Let's eat something.Bir şeyler yiyelim. |
| 59 | drink | içmek | What do you want to drink?Ne içmek istersin? |
| 60 | sleep | uyumak | I couldn't sleep last night.Dün gece uyuyamadım. |
| 61 | read | okumak | I read before bed.Yatmadan önce okurum. |
| 62 | write | yazmak | Write your name here.Adını buraya yaz. |
| 63 | open | açmak | Open the window, please.Pencereyi aç lütfen. |
| 64 | close | kapatmak | Close the door, please.Kapıyı kapat lütfen. |
| 65 | sit | oturmak | Please sit down.Lütfen oturun. |
| 66 | stand | ayakta durmak | Stand up, please.Ayağa kalkın lütfen. |
| 67 | lose | kaybetmek | I lost my wallet.Cüzdanımı kaybettim. |
| 68 | play | oynamak, çalmak | Do you play the guitar?Gitar çalıyor musun? |
| 69 | run | koşmak | I run every morning.Her sabah koşuyorum. |
| 70 | move | taşınmak, hareket etmek | We moved to Istanbul.İstanbul'a taşındık. |
| 71 | great | harika | That's great news!Bu harika bir haber! |
| 72 | little | küçük, biraz | I speak a little English.Biraz İngilizce konuşuyorum. |
| 73 | old | eski, yaşlı | How old are you?Kaç yaşındasın? |
| 74 | big | büyük | They have a big house.Büyük bir evleri var. |
| 75 | small | küçük | Can I have a small coffee?Küçük bir kahve alabilir miyim? |
| 76 | long | uzun | It's a long story.Uzun hikaye. |
| 77 | different | farklı | We are very different.Çok farklıyız. |
| 78 | important | önemli | This is very important.Bu çok önemli. |
| 79 | bad | kötü | Not bad!Fena değil! |
| 80 | same | aynı | We have the same phone.Aynı telefonu kullanıyoruz. |
| 81 | easy | kolay | It's easy.Kolay. |
| 82 | hard | zor | This exam is hard.Bu sınav zor. |
| 83 | ready | hazır | Are you ready?Hazır mısın? |
| 84 | sure | emin | Are you sure?Emin misin? |
| 85 | happy | mutlu | I'm happy to see you.Seni gördüğüme sevindim. |
| 86 | busy | meşgul | I'm busy right now.Şu an meşgulüm. |
| 87 | tired | yorgun | I'm too tired to go out.Dışarı çıkamayacak kadar yorgunum. |
| 88 | hungry | aç | I'm so hungry.Çok açım. |
| 89 | expensive | pahalı | It's too expensive.Çok pahalı. |
| 90 | cheap | ucuz | This hotel is cheap.Bu otel ucuz. |
| 91 | beautiful | güzel | What a beautiful day!Ne güzel bir gün! |
| 92 | early | erken | I woke up early.Erken uyandım. |
| 93 | late | geç | Sorry, I'm late.Pardon, geç kaldım. |
| 94 | free | boş, ücretsiz | Are you free tonight?Bu akşam boş musun? |
| 95 | right | doğru, sağ | You're right.Haklısın. |
| 96 | wrong | yanlış | Something is wrong.Bir şeyler ters gidiyor. |
| 97 | always | her zaman | I always drink tea in the morning.Sabahları hep çay içerim. |
| 98 | never | asla, hiç | I never eat meat.Hiç et yemem. |
| 99 | sometimes | bazen | Sometimes I work from home.Bazen evden çalışırım. |
| 100 | usually | genellikle | I usually wake up at seven.Genellikle yedide uyanırım. |
Bu kelimeleri Mac'inde ezberle
Wordbar bu listedeki kelimeleri her gün 5'er 5'er öğretir, gün içinde menü çubuğunun altında kartlarla sorar ve aralıklı tekrarla kalıcı hale getirir.
101–150. kelimeler
| # | İngilizce | Türkçe anlamı | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 101 | often | sık sık | We often go to the cinema.Sık sık sinemaya gideriz. |
| 102 | already | zaten, çoktan | I already ate.Ben zaten yedim. |
| 103 | still | hâlâ | Are you still here?Hâlâ burada mısın? |
| 104 | again | tekrar | Say it again, please.Tekrar söyler misin lütfen? |
| 105 | together | birlikte | Let's go together.Birlikte gidelim. |
| 106 | maybe | belki | Maybe tomorrow.Belki yarın. |
| 107 | really | gerçekten | Really?Gerçekten mi? |
| 108 | soon | yakında | See you soon!Yakında görüşürüz! |
| 109 | tomorrow | yarın | See you tomorrow.Yarın görüşürüz. |
| 110 | yesterday | dün | I saw him yesterday.Onu dün gördüm. |
| 111 | now | şimdi | I'm coming now.Şimdi geliyorum. |
| 112 | because | çünkü | I stayed home because it was raining.Yağmur yağdığı için evde kaldım. |
| 113 | but | ama | I want to go, but I'm busy.Gitmek istiyorum ama meşgulüm. |
| 114 | if | eğer | Call me if you need anything.Bir şeye ihtiyacın olursa beni ara. |
| 115 | job | iş | I'm looking for a job.İş arıyorum. |
| 116 | question | soru | I have a question.Bir sorum var. |
| 117 | idea | fikir | Good idea!İyi fikir! |
| 118 | problem | sorun | No problem!Sorun değil! |
| 119 | morning | sabah | I drink coffee every morning.Her sabah kahve içerim. |
| 120 | night | gece | Good night!İyi geceler! |
| 121 | city | şehir | Istanbul is a huge city.İstanbul çok büyük bir şehir. |
| 122 | room | oda | My room is small.Odam küçük. |
| 123 | car | araba | Can you drive a car?Araba kullanabiliyor musun? |
| 124 | school | okul | My son goes to school.Oğlum okula gidiyor. |
| 125 | book | kitap | I'm reading a good book.İyi bir kitap okuyorum. |
| 126 | phone | telefon | My phone is dead.Telefonumun şarjı bitti. |
| 127 | name | isim, ad | What's your name?Adın ne? |
| 128 | weather | hava durumu | How's the weather?Hava nasıl? |
| 129 | mistake | hata | I made a mistake.Bir hata yaptım. |
| 130 | reason | sebep | There's no reason to worry.Endişelenmek için bir sebep yok. |
| 131 | minute | dakika | Just a minute.Bir dakika. |
| 132 | hour | saat (süre) | It takes an hour.Bir saat sürüyor. |
| 133 | place | yer | This place is amazing.Burası harika bir yer. |
| 134 | world | dünya | She wants to travel the world.Dünyayı gezmek istiyor. |
| 135 | child | çocuk | The child is sleeping.Çocuk uyuyor. |
| 136 | woman | kadın | That woman is my teacher.O kadın benim öğretmenim. |
| 137 | man | adam | The man is waiting outside.Adam dışarıda bekliyor. |
| 138 | hand | el | Wash your hands.Ellerini yıka. |
| 139 | eye | göz | She has blue eyes.Mavi gözleri var. |
| 140 | part | parça, kısım | This is the best part.En güzel kısmı bu. |
| 141 | point | nokta, mesele | That's a good point.Bu iyi bir nokta. |
| 142 | number | numara, sayı | What's your phone number?Telefon numaran ne? |
| 143 | fact | gerçek | In fact, I agree with you.Aslında sana katılıyorum. |
| 144 | case | durum | In that case, let's go.O durumda, gidelim. |
| 145 | love | sevmek, aşk | I love this city.Bu şehri çok seviyorum. |
| 146 | enough | yeterli | That's enough for today.Bugünlük bu kadar yeter. |
| 147 | almost | neredeyse | I'm almost ready.Neredeyse hazırım. |
| 148 | worry | endişelenmek | Don't worry.Merak etme. |
| 149 | decide | karar vermek | I can't decide.Karar veremiyorum. |
| 150 | agree | katılmak | I agree with you.Sana katılıyorum. |
İngilizce kelimeleri kalıcı ezberlemek için 4 ipucu
- Az ama her gün çalış. Günde 5 kelime küçük görünür ama bir ayda 150, bir yılda 1.800 kelime eder.
- Kelimeyi cümle içinde öğren. Tek başına "get" kelimesini değil, "Can I get a coffee?" cümlesini hatırlamak çok daha kolaydır.
- Unutmadan hemen önce tekrar et. Aralıklı tekrar (spaced repetition) yönteminde yeni kelimeyi 1, 3, 8 ve 20 gün sonra tekrar edersin; her tekrarda kelime daha uzun süre akılda kalır.
- Sesli oku ve dinle. Telaffuzu duyduğun kelimeyi hem konuşurken hem dinlerken tanırsın.
Listeyi ezberlemeyi Wordbar'a bırak
Her gün 5 yeni kelime, gün içinde kısa kartlar, aralıklı tekrar. Tek seferlik ödeme, abonelik yok.